Toz, çeşitli organik ve inorganik maddelerden; aşınma, parçalanma, öğütülme, yanma veya  kırılma gibi etkenler sonucunda oluşan partiküllerdir.

Kökenine göre tozları iki gruba ayırabiliriz;

Organik Tozlar:

a) Bitkisel kökenli tozlar (pamuk tozu, tahta tozu, un tozu, saman tozu vb.)

b) Hayvansal tozlar (tüy, saç vb.)

c) Sentetik bileşenlerin tozları (DDT, trinitro toluen vb.)

İnorganik Tozlar:

a)Metalik tozlar (demir, bakır, çinko tozu vb.)

b)Metalik olmayan tozlar (kükürt, kömür tozu vb.)

c) Kimyasal bileşiklerin tozları (çinko oksit, manganez oksit gibi).

d) Doğal bileşiklerin tozları (mineraller, killer, maden cevherleri vb.)

Tozun İnsan Sağlığına Zararlı Etkileri Nelerdir?

Tozların tane büyüklükleri 0,1 ila 300 mikron arasında değişebilmektedir. Solunan tozların tane büyüklükleri ise genellikle 60 mikronun altındadır. Bunlar büyüklüklerine göre solunum sisteminin çeşitli kısımlarında tutulurlar.

Tutuldukları bölge ve tanecik büyüklükleri:

10 mikron ve üzerindeki tozlar: Boğaz ve üst solunum yolunda tutulur,

5  ila 10 mikron tozlar: Alt solunum yollarında tutulur,

0,5 mikron ve altındaki toz tanecikleri ise solunum sırasında akciğerlere girer ancak genellikle bir birikime neden olmadan çeşitli şekillerde atılır.

Dolayısıyla sağlık açısından zararlı olanlar “ince toz” veya “solunabilir toz” adını verdiğimiz 0,5 ila 5 mikron arasındaki tozlardır. Bu tozlar solunum yoluyla hava keseciklerine kadar ulaşırlar ve “pnömokonyoz” dediğimiz akciğer hastalıklarına neden olurlar.

Bu hasar nedeniyle meydana gelen her türlü hastalığa pnömokonyoz denilmektedir. Nefes almada güçlük çekme ve kronik olarak bronşit görülmesi bu hastalığın ilk belirtileri olabilmektedir.

Vücudun korunma mekanizması çok güçlü olduğundan akciğer hava keseciklerine yerleşen tozların bir kısmı zamanla solunum, salgı gibi akciğerlerin kendi kendini temizleme özelliğine bağlı olarak vücuttan uzaklaştırılabilir. Atılamayan kısım ise akciğerlerde birikerek 10 ila 20 yıl gibi bir süreçte pnömokonyoz oluşmasına neden olabilmektedirler.

Biyolojik etkileri açısından tozları;

Alerjik tozlar (duyarlı kişilerde ateş, astma, dermatitler gibi çeşitli alerjik reaksiyonlara yol açabilen, çeşitli bakteri, maya küf ve polenler ile ağaç tozları);

Toksik tozlar (kurşun, kadmiyum, mangan gibi ağır metal tozları);

Kanserojen tozlar (asbest, arsenik ve bileşikleri, berilyum, kromatlar, nikel ve bileşiklerinin tozları);

Radyoaktif tozlar (uranyum, toryum, seryum ve zirkonyum bileşikleri, trityum ve radyum tuzları);

Fibrojenik tozlar (silis, asbest, talk, alüminyum);

olarak sıralayabiliriz.

Çeşitli uzmanlar, adi topraktan kalkan tozları,  demir kaynağı yapılırken çıkan toz ve kömür madeni işletmeciliğinde meydana gelen kömür tozları ile birlikte en zararlı toz grubunda sınıflandırdıklarından, yaşanan mekanların ve dolayısıyla ciğerlerimizin maruz kaldığı adi toprak tozlarının hafife alınmaması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.

Sayılan tozlar;  türlerine, yoğunluğuna ve maruz kalınan sürelere ve kişiye bağlı olarak insan sağlığında, çeşitli alerjik hastalıklardan, akciğer hastalıklarına, böbrek, sinir sistemi, sindirim sistemini hastalıklarından; çeşitli tümör oluşumlarına varıncaya kadar ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.

Yorum Bırak

1354. Cadde 1421. Sokak No:2 Ostim / Ankara

E:info@respilonturkiye.com

T: (+90) 312 385 88 50

F: (+90) 312 385 88 55

Hatüpen Pencere Sistemleri A.Ş.
© 2018 Respilon Türkiye