Hızla artan dünya nüfusunun taleplerine yetişmek, yeni yaşam biçimleri, artan tüketim alışkanlıkları, üretimde ihmal edilen çevre koşulları, ne yazık ki gelecek kuşaklara sağlıklı bir dünya bırakmamızı engelliyor. Geleceğin kötü koşullarını bugünden yaşatan en önemli belirtilerden biri “hızla kirlenen hava” acaba sağlığımız üzerinde nasıl bir etki yapıyor. Bu yazıda amacımız, bir yandan gelecek kuşaklar için temiz bir havanın önemini vurgularken, diğer yandan kirli havanın olumsuz etkilerini ve bazı temel korunma yöntemlerini dikkatlere sunmaktır.

Bir yandan çılgınca arttırılan  tüketim eğilimine cevap vermek için dünyanın her yanında itina ile kirlilik üreten sanayi tesislerinin havaya saldıkları karbon ve diğer zehirli gazlar; her gün trafiğe çıkan onbinlerce aracın yarattığı kirlilik; havadaki zehirli madde oranını tahammül edilemez düzeylere ulaştırmaktadır.

Özellikle büyükşehirler artık nefes alınamaz durumda. Milyarlarca insan kirli havaya ve onun ağır hastalıklar yayan etkilerine doğrudan maruz kalıyor. Kirlilikle birlikte hastalık türleri ve hasta sayısı da artıyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Gülseren Sağcan’ın, ölüm saçan kirli havanın sebep olduğu hastalıklar ve korunma yöntemleri konusundaki yazısı oldukça önemli uyarılar içermektedir (*) .

Hava kirliliği; sadece havanın gözle görülen kalitesinin bozulması değil gözle görülmeyen toz, duman, gaz, solid madde ve buhar özelliğinde olan maddelerin birleşiminden oluşan bazı kimyasal maddelerin artışıdır.

Bu maddeler partiküllü maddeler, ozon, nitrojen oksit, sülfür dioksit, karbonmonoksit, alkol, benzen ve aldehit gibi zehirli maddelerdir.

Hava kirliliğine yol açan maddeler, taşıtların egzozları, enerji santralleri, tarım ve sanayi faaliyetlerinden kaynaklanan kimyasal madde salınımları ve evlerde ısınmak için kullanılan yakıtlardır.”

Günümüz insanının bir yandan tüketim beklentilerine yetişmeye çalışan üretici sektörler bir yandan da varlığını sürdürebilmek için mevcut tüketim düzeyini devamlı arttırmak durumunda kaldıklarından, çevreyi ve giderek de kendini tüketen bir insan varlığı paradoksu ile karşı karşıyayız.

“Hava kirliliği miktarı hava durumuna ve mevsime bağlı olarak değişebilir. Büyük partiküller burnumuza takılırken, daha ince parçacıklar olan partikül maddeler solunum yollarına erişebilir ve buradan da kan dolaşımına geçer.

Özellikle kömürün yanması ile ortaya çıkan sayısız kirleticilerin arasında ‘Parçacık Madde’ olarak tanımlanan kirleticiler önemli bir yer tutar. Çapı 2.5 mikron ve altında parçacıkları tanımlayan ‘Parçacık Madde’ 2.5, havada uzun süre asılı kalabilmekte, rüzgar ve hava akımları ile yüzlerce kilometre mesafeye taşınabilmektedir. Solunumla akciğerlere ve hatta en küçük akciğer birimine kadar ulaşabildiği gibi, oradan dolaşıma geçebilmekte ve hayati organların damarlarında hasara neden olarak kalp krizi, felç gibi ölümle sonuçlanabilecek hastalıklara da neden olmaktadır. 

Hava kirliliği astım, kronik tıkayıcı hava yolu hastalıkları (KOAH), akciğer kanseri, tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları ile  çocuklarda akciğer gelişiminin bozulmasına, astım ve sık bronşit ataklarına, kalp krizi,  kalp yetmezliği ve felçlere neden olmaktadır.”

Partiküler maddeye uzun süreli maruz kalınması astım ve akciğer kanserine yol açabilir. Azot dioksit bir gazdır ve kentsel hava kirliliği bölümlerinin önemli bir bileşenidir. Araçlar, enerji santralleri ve ısıtma sonucu azot dioksit ortaya çıkmakta olup en çok trafiğin yoğun olduğu yol kenarında en yüksek seviyede bulunur. Yüksek azot dioksit seviyeleri akciğerlerin hava yollarını tahriş ederek öksürük ve nefes darlığı gibi belirtilerle astım veya KOAH atağına neden olur. Çocuk ve yaşlılar bu durumdan daha çok etkilenir.

Bir diğer kirletici olan Ozon ise sağlıklı insanların ve akciğer rahatsızlıkları olan kişilerin hava yollarını tahriş ederek nefes darlığına yol açarak astım semptomlarını, KOAH, pnömoni dediğimiz zatürre ve bronşiti tetikler.

Kükürt dioksit kömür ve yağ gibi kükürt içeren yakıtların yanması ile ortaya çıkan keskin kokulu bir gazdır. Hava kirliliğinin akciğerlerimiz üzerindeki olumsuz etkisi, havadaki kirleticilerin türüne ve karışımına, kirleticilerin yoğunluğuna ve akciğerlere ulaşan miktarına bağlı olarak artmaktadır.

Gebelikte maruz kalınan intrauterin gelişim geriliği ve düşük doğum ağırlığına sebep olmaktadır. Ayrıca gebeliğin son timesteri dediğimiz üçüncü üç aylık döneminde yüksek düzeyde hava kirliliğine maruz kalmak; otizm bozukluğu olan bir çocuğa sahip olma riski ile ilişkili bulunmuştur.

Uzun süreli hava kirliliğine maruz kalanlarda kalp damar hastalıklarında artışa neden olmakla birlikte, pıhtı oluşumu, kalpte ritim bozuklukları meydana gelebilmektedir.

Hava kirliliğinin sperm kalitesini bozduğu saptanmıştır. Bunun dışında hava kirliliğinin katarakta neden olduğu yapılan çalışmalarda ortaya çıkmıştır.

HAVA KİRLİLİĞİ RİSKİ EN ÇOK KİMİ ETKİLER?
İnsanlar hava kirliliğine çeşitli şekillerde tepki verirken bazıları diğerlerinden daha fazla etkilenir. Hava kirliliği, özellikle astım gibi akciğer rahatsızlığı olan insanlar için daha zararlıdır. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH). Yaşlı insanlar, çocuklar ve bebekler için risk daha yüksektir. Ancak açık havada çalışan veya egzersiz yapan sağlıklı insanlar da hava kirliliğine maruz kaldıklarında öksürük ve nefes darlığı gibi belirtiler görülebilir.

ÇOCUKLAR DAHA BÜYÜK TEHLİKE ALTINDA
Hava kirliliği çocuklarda solunum fonksiyonlarının gelişiminin gerilemesine ve çocuklardaki en önemli kronik hastalık olan astımın oluşmasına yol açmaktadır. Bu çocuklarda hem alt hem de üst solunum yolu enfeksiyonları ve alerjiye daha sık rastlanmaktadır.
Ayrıca gebelikte maruziyet intrauterin gelişim geriliği ve düşük doğum ağırlığına sebep olmaktadır. Ayrıca gebeliğin son timesteri dediğimiz üçüncü üç aylık döneminde yüksek düzeyde PM 2.5 kirliliğine maruz kalmak; otizm bozukluğu olan bir çocuğa sahip olma riski ile ilişkili bulunmuştur.

KİRLİ HAVADAN NASIL KORUNMALI?
Yrd. Doç. Dr. Gülseren Sağcan bu bölümde bizler için hayati değerdeki korunma önlemlerini sıralıyor;

  1. Yüksek kirlilik günlerinde hava kirliliğine maruz kalmayı azaltmak için yapabileceğiniz en iyi şey mümkünse dış ortama çıkmamak;
  2. Kirliliğin daha yoğun olduğu ana yollardan uzak durmak, açık hava egzersizinden kaçınmak, egzersizi iyi havalandırılan bir odada veya spor salonunda yapmak;
  3. Havanın en kirli olduğu saatlerden önce işyerinize ulaşmayı sağlamak;
  4. Astım veya KOAH gibi bir akciğer hastalığınız varsa ilaçlarınızı düzenli kullanmanız ve inhaler dediğimiz nefes yolu ile alınan ilaçlarınızı yanınızda bulundurmak;
  5. Şikayetleriniz artıyor ise öksürük, balgam ve nefes darlığında artış varsa göğüs hastalıkları hekimine başvurmak;

Titizlikle uyulması gereken önlemler arasındadır.

Bu noktada, çok önemli bir ürünü, temiz hava solumaya katkı sağlamak; özellikle çocuk, yaşlı ya da  tedavi altındaki bireyler üzerinde hava kirliliğinin yoğun olumsuz etkilerini belli ölçüde azaltabilmek için nano-teknolojik olarak üretilen Respilon Air Pencere Hava Filtresini, yukarıdaki koruyucu önlemlere katkı sağlama amaçlı olarak  tanıtmak istiyoruz.

Havadaki nanometrik zararlı partikülleri süzerek ev, ofis, okul, kreş, hastane, spor salonu gibi mekanların pencerelerine oldukça kolay takılan bu ürün, havadaki her türlü toz, is, kurum, duman, polen, küf , mantar ve bitki sporlarını gözeneklerinden geçirmediği için dış havanın solunabilir kalitedeki kısmını içeri almakta; insan sağlığını ağır biçimde tehdit eden kirli havayı solumadan, bu pencerelerden günün her saatinde temiz bir havanın girmesini sağlamaktadır.

(*)Göğüs Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Gülseren Sağcan’ın  Dikkat! Kirli hava öldürür başlıklı haberinden yararlanılmıştır – Akşam, 02 Kasım 2017.

Yorum Bırak

1354. Cadde 1421. Sokak No:2 Ostim / Ankara

E:info@respilonturkiye.com

T: (+90) 312 385 88 50

F: (+90) 312 385 88 55

Hatüpen Pencere Sistemleri A.Ş.
© 2018 Respilon Türkiye